4 Haftalık Ho’oponopono Programı

Affetmek ve af dilemek konularında sıkıntı mı yaşıyorsunuz? Geçmişten kalma bazı olay ve anıların etkileri peşinizi bir türlü bırakmıyor mu? Sevgiyi hayatınıza yeteri kadar ve olması gerektiği gibi dahil edemediğinizi mi düşünüyorsunuz? Belki de artık olmuş bitmiş şeylerin, hayatınıza girmiş ve sonradan çıkmış olan kişilerin sizi etkilemesine izin vermemeli, onları salıvermeli, karmanızı temizlemelisiniz. Bunu yapmak düşünüldüğü kadar zor değil, ve tamamen sizin atacağınız ufak bir adıma bağlı. Çok sevdiğim bir ablam vasıtasıyla tanıştığım Ho’oponopono tekniği kendi hayatımda olumlu değişikliklere ve arınmaya yol açtı, tavsiye ederek uygulamalarına yardımcı olduğum dostlarım da benimle hemfikirler. Siz de bu tekniği deneyebilirsininiz, üşenmenize gerek yok aşağıdaki programı denemeniz yeterli!

Ho’oponopono tekniğinin ne olduğu, kökeni ve dünyaya tanıtanları konusunda bilgi veren yazımı okumadıysanız, buraya tıklayarak öncelikle ona göz atmanızı öneririm.

Aşağıda kendi kişisel kullanımım için hazırladığım ve dostlarıma da bu şekilde tavsiye ettiğim bir program yer alıyor. Tabi ki teknik bana ait değil, ben sadece bu yazıyı kaleme almış olan bir anlatıcı ve uygulayıcıyım, bu 4 haftalık program ise “Ho’oponopono ile Karmik yüklerimden nasıl arınabilirim? Nasıl uygulamalıyım? Programım ne olmalı?” sorusuna vermiş olduğum kişisel yanıttan ibaret. Yazı oldukça uzun, bunun için kusura bakmayın ancak düzenli Ho’oponopono çalışmalarına başlamak için bir fikir arıyorsanız sonuna kadar okumaya değer bulacağınızı düşünüyorum. 🙂

1. Hafta: Kendimizi Olduğumuz Gibi Kabul Ediyoruz, Sorumluluklarımızı Alıyoruz ve Kendimizi Affediyoruz! 

İlk çalışmamız kendimize yönelik olacak. Önce kendimizi, hatalarımız ve doğrularımızla birlikte kabullenmeyi, sorumluluk almayı öğreneceğiz. Sonra bu sorumluluklar için gerekli özürleri yine kendimizden dileyeceğiz ve kendimizi affedeceğiz. Bunları yaptıktan sonra da, kendimizi sevmemiz de daha kolay olacak. Her şey kendimizde başlar. Nasıl ki bizde olmayan bir şeyi başkalarına veremiyorsak, sevme-affetme-özür dileme gibi eylemleri de öncelikle kendimiz için uygulamadan, bu alışkanlıklara kendimiz sahip olmadan başkalarına uygulayamayız ve gösteremeyiz. Kendini sevmeyen başkalarını tam anlamıyla sevemez. Kendini olduğu gibi kabullenmeyen başkalarını olduğu gibi kabullenemez. Kendisini affetmeyen, affetmeye layık görmeyen ne Allah’tan/Mutlak Yaratıcı Ruh’tan ne de başka bir insandan rahatça af dileyebilir. Karmalarımızda çevremizdekilerin etkileriyle oluşan negatif bağları ve fazla yükü temizlemeye geçmeden önce, kendi negatiflerimizi temizleyecek ve kendi bireysel yüklerimizi salıvereceğiz.

Her gün en az bir kere veya ne kadar istersek, ne zaman istersek kendimize dairsevmek istediğimiz, kabullenmek istediğimiz özelliklerimizi ve yaşadıklarımızı düşüneceğiz. Yaptığımız hataları düşüneceğiz ama bunu yaparken tamamen pozitif ve sevmeye/kabullenmeye açık şekilde düşünmeliyiz. Negatif hiçbir duyguya yer vermeksizin. Dilersek gözlerimizi kapatabiliriz ve sanki tam karşımızda kendimiz duruyormuş gibi imajine edebiliriz. Ne de olsa kendimizle yüzleşeceğiz. Sonra da 4 cümleden oluşan mantramızı tekrar edeceğiz.

Yüklerini salıvermek istediğiniz her olayı, özelliğinizi, hatayı, pişmanlığı bir bütün olarak düşünebilirsiniz, ya da her biri için tek tek bu 4 cümlelik çalışmayı yapabilirsiniz.Örn: Falancanın sizin iyi niyetinizi suistimal etmesine izin vermeniz nedeniyle kendinize hep kızıyorunuz, bu olay için kendinizden özür dileyecek, kendinizi affedecek, kendinizi sevdiğinizi beyan edecek ve kendinize teşekkür edeceksiniz. Sonra aynı işlemi sağlıksız beslendiğiniz için yapacaksınız, vb. vb. vb. tek tek salıvermek ve arınmak istediğiniz her şey için ayrı çalışmalar yapacaksınız. YA DA Bugüne kadar kendinize yaşattığınız her olayı, kendinize kızmanıza neden olan her şeyi gözden geçirip düşünerek, hepsi için topluca kendinizden özür dileyecek, kendinizi affedecek, kendinizi sevdiğinizi beyan edecek ve kendinize teşekkür edeceksiniz.

Tekniği uygulamamıza yardımcı olması açısından süresi-zamanı belirli olan Ho’oponopono Mp3’ünü dinleyerek onun rehberliği ile çalışma yapacağız. Önce sesli olarak tekrar edilen 4 temel cümle, daha sonra subliminal düzeyde kaydın sonuna kadar tekrar edilmeye devam ediyor. Dinlerken bir yandan biz de ne için tekniği uyguluyorsak, onu düşünerek 4 ana cümlemizi sesli veya içimizden tekrar edeceğiz sonuna kadar.

Tekniğimizi nasıl uygulayacağımızı hatırlayalım:

“Senden özür dilerim– Bugüne dek kendimize yaşattığımız kötü-üzücü anlar ve olaylar için kendimizden özür dileyeceğiz. Hatalarımızın ve/veya hata gördüklerimizin sorumluluğunu üzerimize alacak ve bütün içtenliğimizle, suçluluk duygusuna yer vermeksizin bunların bizde yarattığı düğümleri bir bir çözeceğiz.

“Beni affet” – Sorumluluğunu üzerimize aldığımız her şey için, bütün içtenliğimizle kendimizden af dileyeceğiz, ve kendimizi affedeceğiz. Bu, içimizde kalan pişmanlık/suçluluk duygusu/üzüntü gibi negatif hislerin yüklerini salıvermemize yardımcı olacak. Bunları zaten kendimizi bir türlü affedemediğimiz için hissetmiyor muyduk? Evet, aynen öyle. Şimdi kendimizi tamamen affedeceğiz.

“Seni seviyorum” – Sorumluluğu üzerimize aldık, kaçmadık, kendimizden özür diledik, kendimizi affettik. İşte şimdi kendimize daha iyi davrandık ve daha da iyi davranacağımızın garantisini verdik bir bakıma. Kabullenemediğimiz şeyleri kabullendiğimizde, kendimizle baş başa kaldık ve ne kadar harika hissedebildiğimizi, ne kadar harika olduğumuzu gördük. Kendimizle aramızdaki bağları temizledik, aramızda bir engel kalmadı. Kendimize baktığınız hayat aynamızdaki tozu ve kirleri sildik, artık kendimizi daha berrak bir şekilde görebiliriz. Kendimizi seveceğiz. Kendimizi seviyoruz. Bu sevgiyi dile getirdikçe, iyileşeceğiz.

“Teşekkür ederim” – Bugününüze dek aldığımız her karar, attığımız her adım, iyi ya da kötü olmaları farketmeksizin bizi bugünümze getirdi. Kötü olmadan iyi, hata olmadan doğru bilinemez. Sınanmadığımız hata ve günahların masumu değiliz hiçbirimiz. Bu nedenle hayat yolunda bizi bugünümüze getiren kendimize teşekkür etmek de boynumuzun borcu. “Daha iyi olabilirdim” diyebilirsiniz, işte bu çalışmayı da onun için yapıyoruz. Yaptıklarımız ve başımıza gelenler için sorumluluk aldık, kendimizden özür diledik, kendimizi affettik, artık kendimizi daha fazla seviyoruz. Bütün bunları başarabilen yine kendimiz olduğu için, kendimize teşekkür etmeliyiz. Doğru bir adım attığımız için, bugüne dek yaşadıklarımız bizi biz yaptığı için kendimize teşekkür edeceğiz.

——————

2. Hafta: Allah’tan/ Mutlak Yaratıcı Ruh’tan/Tanrıdan özür diliyoruz, korkumuzu koşulsuz sevgi ile değiştiriyoruz ve şükranlarımızı dile getiriyoruz!

İkinci çalışma bizi yaratan ile aramızdaki iletişime yönelik olacak. Onunla aramızdaki iletişimi ve bağı baltalayan “korku, günahkarlık, suçluluk” gibi her türlü negatif hissi açıkça itiraf etmeyi ve bunlar için Ona sitem etmek yerine sevgiyle sorumluluk almayı öğreneceğiz. Sonra bu sorumluluklar için gerekli özürleri dileyeceğiz ve Onun affına sığınacağız. Bunları yaptıktan sonra da, korkuya ve vesveseye yer kalmayacak. Çünkü Onun sevgisi her yanımızı kaplayacak. Sitemlerimizle kirlettiğimiz zihnimiz rahatlayacak ve Onun bize sunduğu çözüm kapılarını daha rahat göreceğiz.

İlk çalışmamızda kendimizi affetmeyi, sevmeyi, affedilmeye layık görmeyi, kendimize teşekkür etmeyi öğrendik. İşte tam bu noktada, artık Allah’tan/Mutlak Yaratıcı Ruh’tan af dilememiz, tövbe etmemiz, özür dilememiz için hiçbir engelimiz kalmadı. Onun bizi her halimizle sevdiğini anlamamız için bir engel kalmadı. Başımıza gelen kader harici felaketler için Ona sitemler ederek Ondan uzaklaşmak yerine Onu aynen Onun bizi sevdiği gibi koşulsuzca sevmemiz için bir engel kalmadı. Bu sevgiye kendimizi bıraktığımızda, Onun affediciliğinin ne kadar büyük olduğunu anlamamız için bir engel kalmadı. Onunla aramızdaki iletişimi, Ona olan yaklaşımımızı iyileştirdiğimizde; her şey ama her şey için ona şükranlarımızı sunmamız zaten kendiliğinden kolaylaşacak ve bir zorunluluk olmaktan çıkıp bir ilan-ı aşk etmek kadar engellenemez olacak. Ve kesinlikle bizi daha iyi hissettirecek.

Her gün en az bir kere veya ne kadar istersek, ne zaman istersek kendimizi Allah’a/Mutlak Yaratıcı Ruh’a/Tanrıya karşı “suçlu, günahkar, korku dolu, vb.” hissettiğimiz, affedilmek istediğimiz, bizi Ona açılmaktan ve Onun affına sığınmaktan alıkoyan özelliklerimizi, yaşadıklarımızı ve yaptıklarımızı düşüneceğiz. Yaptığımız hataları düşüneceğiz ama bunu yaparken tamamen pozitif ve sevilmeye/affedilmeye açık olacak şekilde düşünmeliyiz. Negatif hiçbir duyguya yer vermeksizin. Dilersek gözlerimizi kapatabiliriz ve sanki O tam karşımızda duruyormuş gibi imajine edebiliriz. Bize şah damarımızdan daha yakın olan yaratıcımızla yüzleşeceğiz. Sonra da 4 cümleden oluşan mantramızı tekrar edeceğiz.

Yüklerini salıvermek istediğiniz her olayı, özelliğinizi, hatayı, pişmanlığı bir bütün olarak düşünebilirsiniz, ya da her biri için tek tek bu 4 cümlelik çalışmayı yapabilirsiniz.Örn: İşlediğinizi düşündüğünüz bir hata için, pişman olmanıza rağmen Ondan af dilemek konusunda sıkıntı çekiyorsunuz çünkü affedilmeyeceğinize inanmışsınız. Bu olay için Ondan özür dileyecek, affına sığınacak, Ondan korkmak yerine Onu sevdiğinizi göstererek Onun sevgisine teslim olacak ve Ona teşekkür edeceksiniz. Sonra aynı işlemi başka bir hatanız için yapacaksınız, vb. vb. vb. tek tek salıvermek ve arınmak istediğiniz her şey için ayrı çalışmalar yapacaksınız. YA DA Bugüne kadar yaşadığınız her olayı, kendinize kızmanıza neden olan her şeyi gözden geçirip düşünerek, hepsi için topluca Ondan özür dileyecek, affına sığınacak, Ondan korkmak yerine Onu sevdiğinizi göstererek Onun sevgisine teslim olacak ve Ona teşekkür edeceksiniz.

Tekniği uygulamamıza yardımcı olması açısından süresi-zamanı belirli olan Ho’oponopono Mp3’ünü dinleyerek onun rehberliği ile çalışma yapacağız. Önce sesli olarak tekrar edilen 4 temel cümle, daha sonra subliminal düzeyde kaydın sonuna kadar tekrar edilmeye devam ediyor. Dinlerken bir yandan biz de ne için tekniği uyguluyorsak, onu düşünerek 4 ana cümlemizi sesli veya içimizden tekrar edeceğiz sonuna kadar.

Tekniğimizi nasıl uygulayacağımızı hatırlayalım:

“Senden özür dilerim – Bugüne dek yaşadığımız ve yaşattığımız kötü şeyler, yaptığımız hatalar için yaratıcımızdan özür dileyeceğiz. Hatalarımızın ve/veya hata gördüklerimizin sorumluluğunu üzerimize alacak ve bütün içtenliğimizle, suçluluk duygusuna yer vermeksizin bunları itiraf edeceğiz. O zaten hepsini biliyor, ama bizim de bunu açıkça söyleyebilmemiz çok önemli.

“Beni affet” – Sorumluluğunu üzerimize aldığımız her şey için, bütün içtenliğimizle yaratıcımızdan af dileyeceğiz, Onun sonsuz affına sığınacağız. Bu, içimizde kalan pişmanlık/suçluluk duygusu/üzüntü gibi negatif hislerin yüklerini salıvermemize yardımcı olacak. O bizi affetmeye her an hazır, ancak bizim bu negatif hisleri duyumsamamız Onun affına sığınmamızı, Ona ulaşmamızı engellemiyor muydu? Evet, aynen öyle. Şimdi affedilmeye bizim de layık olduğumuzu ve Onun affına her zaman sığınabileceğimizi biliyoruz. Tam olarak affedilip affedilmediğimizi belki şu an hiç bilemeyeceğiz, ancak önemli olan bu konuda içtenlikle bir girişimde bulunabilmemiz. O bizim içimizi zaten biliyor, ama affedilmeyi bizim talep etmiş olmamız çok önemli.

“Seni seviyorum” – Sorumluluğu üzerimize aldık, yaratıcımızdan özür diledik, Onun sonsuz affına sığındık. İşte şimdi Ona sitemler ederek ve Ondan korkarak yarattığımız vesvese ve kuşkunun Ona duyduğumuz sevgiyi örtmesine izin vermedik ve buna izin vermeyeceğimizin garantisini verdik bir bakıma. Onunla bu şekilde başbaşa kaldığımızda, aslında Onun her zaman bizimle olduğunu farkettik. Yaratıcımızla aramızdaki bağları temizledik, aramızda bir engel kalmadı. Onun bize olan sonsuz sevgisini duyumsadıkça ne kadar harika hissedebildiğimizi, bütün eksiklerimize rağmen Onun sevgiysiyle nasıl da tamamlandığımızı gördük. Bu sevgiyi dile getirdikçe, Onun bizi hep sevdiğini farkettikçe, iyileşeceğiz.

“Teşekkür ederim” – Bugününüze dek aldığımız her karar, attığımız her adım, iyi ya da kötü olmaları farketmeksizin bizi bugünümüze getirdi. Kötü olmadan iyi, hata olmadan doğru bilinemez. Sınanmadığımız hata ve günahların masumu değiliz hiçbirimiz. Tüm bunları yaşamamız için bize dünya deneyimini tattıran, yaratıcımızın ta kendisi. En başta bizi yarattığı ve nefes almak gibi dünyanın en harika deneyimini bize yaşattığı için kendisine olan şükranlarımızı dile getirmeliyiz. Zaman zaman her birimiz doğru yollarımızdan saptığımızı düşünmemize neden olan deneyimler yaşadık, bazen bizim yaptırımımız dışında kötü şeyler yaşadık. Önemli olan tıpkı iyi ve güzel olaylar gibi, kötülerinin de başımıza gelebileceğini ve bunların yaratıcımızla aramızdaki bağı asla değiştirmeyeceğini, değiştirmemesi gerektiğini bilmek, Ondan uzaklaşmamak. Niyetimiz kötü olmadığı sürece, O bizi her koşulda her zaman seviyor ve bizi yine her koşulda ve her zaman affedecektir. “Ya affedilmezsem” diyebilirsiniz, bu çalışmanın amaçlarından biri zaten affedilmek değil, affedileceğimize olan inancı geliştirmek. Yaptıklarımız ve başımıza gelenler için sorumluluk aldık, yaratıcımızdan özür diledik, Onun affına sığındık, Ondan korkmak yerine Onu sevmemiz gerektiğini biliyoruz ve sevgimizin taşmasına izin veriyoruz. Bütün bunları başarmamız için Onun bize verdiği aklı doğru kullandık, bu nedenle ve her nedenle şükranlarımızı rahatça dile getiriyoruz. Bu noktada affedilmek şeklinde bir karşılık beklemek aklımıza bile gelmeyecek, çünkü bunun garantisinin olmadığını zaten biliyoruz. Aldığımız tek karşılık, tıpkı Sevgi Kapısı gibi Tövbe Kapısının da asla kapanmadığını kendimize hatırlatmış olmamız ve bundan sonra buna uygun şekilde yaşamanın ilk adımını atmış olmamız. Bu noktadan sonraki her şey, bizim ve yaratıcımızın arasında… Bunun için ne kadar şükretsek az…

——————   

3. Hafta: Ailemizi ve Yakınlarımızı Oldukları Gibi Kabul Ediyoruz, Yakın İlişkilerimizi İyileştiriyoruz!

Üçüncü çalışmamız ailemize, akrabalarımıza ve çok yakın çevremize yönelik olacak. Yakın ilişkilerimizdeki sorunlara yapıcı yaklaşmayı, yakınlarımızı hataları ve doğrularıyla birlikte kabullenmeyi, sorumluluk almayı öğreneceğiz. Sonra bu sorumluluklar için gerekli özürleri onlardan dileyeceğiz ve onları da affedeceğiz. Bunları yaptıktan sonra, önceden gözümüze batan pek çok şey adeta görünmez olacak, yakınlarımızı doyasıya sevmemiz ve varlıkları için müteşekkir olmamız daha da kolay olacak. Ailemiz ve yakın çevremizde yer alan kişiler, bizi biz yapan değerlerden birkaçıdır. Hayatımızda bulunma oranları zaman zaman değişse de önemli etkilere ve paya sahip olan bu kişilerle ilişkilerimizdeki sorunlar, kimi zaman farkında olmasak da sırtımıza fazladan yük bindirir ve bizi yavaşlatır. Bizim için önemi olan kişilerle yaşadığımız sorunlar bizi olduğu kadar, onları da kötü yönde etkiler. Kendimizle ve yaratıcımızla olan ilişkilerimizi düzene koyduktan sonra, sıra bunu yakınlarımızla başarmakta! Nasıl ki kendimizi olduğumuz gibi kabullendiysek, olduğumuz gibi sevdiysek, en yakınımızdakileri de aynı şekilde kabul edip sevmeliyiz. Kendimizi affa layık görmeyi başarmıştık, minicik şeyler yüzünden yakınlarımızı nasıl affedemediğimize şaşıracağız, şimdi affetme ve affedilme zamanı. Artık çevremizle olan karmik bağlarımızı temizlemeye ve arındırmaya başlıyoruz.

Her gün en az bir kere veya ne kadar istersek, ne zaman istersek ailemize, akrabalarımıza ve/veya yakın çevremiz mensup olan insan(lar)a dair sevmek istediğimiz, kabullenmek istediğimiz özellikleri ve yaşadıklarımızı düşüneceğiz. Yaptığımız hataları, bize karşı yapılan hataları ve yaşanan sorunları düşüneceğiz ama bunu yaparken tamamen pozitif ve sevmeye/kabullenmeye açık şekilde düşünmeliyiz. Negatif hiçbir duyguya yer vermeksizin. Dilersek gözlerimizi kapatabiliriz ve sanki tam karşımızda o insan duruyormuş gibi imajine edebiliriz. Onunla yüzleşeceğiz. Sonra da 4 cümleden oluşan mantramızı tekrar edeceğiz.

Yüklerini salıvermek istediğiniz her olayı, özelliği, hatayı, pişmanlığı bir bütün olarak düşünebilirsiniz, ya da her biri için tek tek bu 4 cümlelik çalışmayı yapabilirsiniz. Örn: Kardeşinizin siz ders çalışırken oyun oynayıp gürültü yapmasına kızıyor ve onu hep azarlayarak ağlatıyorsunuz, bu olay için ondan özür dileyecek, affını talep edecek, onu sevdiğinizi beyan edecek ve ona teşekkür edeceksiniz. Sonra aynı işlemi size bir yalan söylediği için bir türlü bağışlayamadığınız kuzeniniz için yapacaksınız, vb. vb. vb. tek tek salıvermek ve arınmak istediğiniz her şey için ayrı çalışmalar yapacaksınız. YA DA Seçtiğiniz bir yakınınız için, bugüne kadar yaşadığınız her olayı, ona kızmanıza neden olan her şeyi gözden geçirip düşünerek, hepsi için topluca ondan özür dileyecek, affını talep edecek, onu sevdiğinizi beyan edecek ve ona teşekkür edeceksiniz. Bu toplu işlemi yapacaksanız, her yakınınız için ayrı ayrı yapmanızı tavsiye ediyorum.

Tekniği uygulamamıza yardımcı olması açısından süresi-zamanı belirli olan Ho’oponopono Mp3’ünü dinleyerek onun rehberliği ile çalışma yapacağız. Önce sesli olarak tekrar edilen 4 temel cümle, daha sonra subliminal düzeyde kaydın sonuna kadar tekrar edilmeye devam ediyor. Dinlerken bir yandan biz de ne için tekniği uyguluyorsak, onu düşünerek 4 ana cümlemizi sesli veya içimizden tekrar edeceğiz sonuna kadar.

Tekniğimizi nasıl uygulayacağımızı hatırlayalım:

“Senden özür dilerim – Bugüne dek o yakınımızla yaşadığımız kötü-üzücü anlar ve olaylar için kendisinden özür dileyeceğiz. Hatalarının, hatalarımızın ve/veya hata gördüklerimizin sorumluluğunu üzerimize alacak ve bütün içtenliğimizle, suçluluk duygusuna ve/veya affedememezliğe yer vermeksizin bunların ilişkimizde yarattığı düğümleri bir bir çözeceğiz.

“Beni affet” – Sorumluluğunu üzerimize aldığımız her şey için, bütün içtenliğimizle o kişiden af dileyeceğiz, ve kendsini de affedeceğiz. Bu, içimizde kalan pişmanlık/suçluluk duygusu/üzüntü/affedememezlik gibi negatif hislerin yüklerini salıvermemize yardımcı olacak. Bunları zaten kendimizi ve/veya o kişiyi bir türlü affedemediğimiz için hissetmiyor muyduk? Evet, aynen öyle. Şimdi o yakınımızı da, dolayısıyla kendimizi de tamamen affedeceğiz.

“Seni seviyorum” – Sorumluluğu üzerimize aldık, kaçmadık, yakınımızdan özür diledik, hem onu hem kendimizi affettik. İşte şimdi ilişkilerimizi iyileştirmek adına iyi bir şey yaptık ve daha da iyisini yapacağımızın garantisini verdik bir bakıma. Kabullenemediğimiz şeyleri kabullendiğimizde, yakınımız olan kişiyle baş başa kaldık ve bazen ufak şeyleri ne kadar da büyütebildiğimizi gördük ve hepsini salıverdik. Bunun sonucunda ne kadar harika hissedebildiğimizi de görmüş olduk. O kişiyle aramızdaki bağları temizledik, aramızda bir engel kalmadı. Artık eleştirmek/kabullenmemek için değil, sadece daha fazla hoşgörmek ve sevmek için nedenlerimiz var. Sevgimizi özgürce dile getireceğiz. Bu sevgiyi dile getirdikçe, hem iyileşeceğiz, hem de iyileştireceğiz.

“Teşekkür ederim” – Bizi biz yapan her insan, bugünümüze gelmemizde az/çok bir etkiye sahiptir. Bu etkiler ister olumlu/iyi, ister olumsuz/kötü olsun farketmez, bizi şu anki hâlimize getirmiştir. Kötü olmadan iyi, hata olmadan doğru bilinemez. Bazen bazı insanların değerini daha iyi anlamak için nasıl ki onları kaybetmek lazım ise, bazen de kötü bir olay yaşamak gereklidir belki de. Önemli olan gerçekten tamamen kaybetmeden bazı şeyleri dile getirebilmek, kötü şeyler yaşandı diye hemen pes etmemek. Bizi dünyaya getiren/yetiştiren anne-babamız ve birlikte hayata hazırlandığımız kardeşlerimiz, akrabalarımız, kendi seçtiğimiz ailemiz olan yakın dostlarımız, sevgiyi-aşkı tattığımız ve hayatı paylaştığımız sevgililerimiz, eşlerimiz, vb. kişiler hayatımıza bir şekilde dokunmuş ve dokunmaya devam eden kişiler, hayat yolunda bizi bugüne getiren adımlarımızdan pek çoğuna sebep olan, eşlik eden veya sonuç olan kişiler. Bu nedenle onlara teşekkür etmek de boynumuzun borcu. “Affetmek kolay olmayacak… / Ya affedilmezsem? / Belki de çok geç…” diyebilirsiniz, işte bu çalışmayı da onun için yapıyoruz. Yaptıklarımız ve başımıza gelenler için sorumluluk aldık, yakınlarımızdan özür diledik, onları ve kendimizi affettik, artık yakınlarımızı da daha fazla seviyoruz. Var oldukları için bile olsa, teşekkürü esirgememeliyiz. Unutmayın, attığımız adımlar kadar yaklaşıyoruz karşımızdakine, ve bazen karşımızdakinin beklediği tek şey de minicik bir adımdır.

 ——————

4. Hafta: Çevremizde İletişim Kurduğumuz Kişileri Oldukları Gibi Kabul Ediyoruz, İlişkilerimizi İyileştiriyoruz!

Dördüncü çalışmamız okul, iş ortamında karşılaştığımız kimselere ve/veya komşularımız gibi biraz daha dış çevremizdeki kişilere yönelik olacak. Gündelik/sosyal ilişkilerimizdeki sorunları, muhatap olduğumuz kişileri hataları ve doğrularıyla birlikte kabullenmeyi, sorumluluk almayı öğreneceğiz. Sonra bu sorumluluklar için gerekli özürleri onlardan dileyeceğiz ve onları da affedeceğiz. Bunları yaptıktan sonra, evvelden gözümüze batan pek çok şey adeta görünmez olacak, dış çevremizdeki kişileri de sevmemiz kolaylaşacak. Günlük hayatımız içerisinde kimi zaman iş ve komşuluk gibi zorunlu hâllerden ötürü, kimi zaman ise tesadüfler eşliğinde pek çok insanla karşılaşır, muhatap oluruz. Bu kişilerle olan iletişimlerimiz her zaman sağlıklı ve pozitif olamaz, hayatımızda bulunma oranlarının düşük seviyelerde ve sürelerde olması da, yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkilemelerine engel olmaz. Aldığımız olumsuz titreşimler bizi olduğu kadar çevremizi de aynı oranda etkiler, ve bu bazen dış çevremizde sürekli karşılaştığımız kişilerle olan kötü iletişimimizi bir kısırdöngüye çevirir. Kendimizle, yaratıcımızla ve yakınlarımızla olan ilişkilerimizi düzene koyduktan sonra, sıra bunu dış çevremizkdeki insanlar için başarmakta! Nasıl ki kendimizi olduğumuz gibi kabullendiysek, olduğumuz gibi sevdiysek, dış çevremizdekileri de aynı şekilde kabul edip sevmeliyiz. Kendimizi affa layık görmeyi başardığımızda, minicik şeyler yüzünden insanları nasıl affedemediğimize ve gündelik ilişkilerimizi kötü kılmakta ve kötü tutmakta nasıl pay sahibi olduğumuza şaşırırız, şimdi affetme ve affedilme zamanı. Artık çevremizle olan karmik bağlarımızı temizlemeye ve arındırma çalışmamızın son halkasındayız.

Her gün en az bir kere veya ne kadar istersek, ne zaman istersek komşularımıza, iş/okul arkadaşlarımıza, her gün rastladığımız ve olumsuzluklar yaşadığımız insanlara dair sevmek istediğimiz, kabullenmek istediğimiz özellikleri ve yaşadıklarımızı düşüneceğiz. Yaptığımız hataları, bize karşı yapılan hataları ve yaşanan sorunları düşüneceğiz ama bunu yaparken tamamen pozitif ve sevmeye/kabullenmeye açık şekilde düşünmeliyiz. Negatif hiçbir duyguya yer vermeksizin. Dilersek gözlerimizi kapatabiliriz ve sanki tam karşımızda o insan duruyormuş gibi imajine edebiliriz. Onunla yüzleşeceğiz. Sonra da 4 cümleden oluşan mantramızı tekrar edeceğiz.

Yüklerini salıvermek istediğiniz her olayı, özelliği, hatayı, pişmanlığı bir bütün olarak düşünebilirsiniz, ya da her biri için tek tek bu 4 cümlelik çalışmayı yapabilirsiniz. Örn: İş/okul arkadaşınızla pek iyi anlaşamıyorsunuz ve bunun neticesinde toleranssız yaklaşımınız size de toleranssız yaklaşılmasına neden oluyor, bu olay için ondan özür dileyecek, affını talep edecek, onu sevdiğinizi beyan edecek ve ona teşekkür edeceksiniz. Sonra aynı işlemi her gün alışveriş ettiğiniz bakkal için//apartmanda tartışmalı olduğunuz komşu yapacaksınız, vb. vb. vb. tek tek salıvermek ve arınmak istediğiniz her şey için ayrı çalışmalar yapacaksınız. YA DA Seçtiğiniz bir kişi için, bugüne kadar yaşadığınız her olayı, ona kızmanıza neden olan her şeyi gözden geçirip düşünerek, hepsi için topluca ondan özür dileyecek, affını talep edecek, onu sevdiğinizi beyan edecek ve ona teşekkür edeceksiniz. Bu toplu işlemi her yakınınız için ayrı ayrı yapmanızı tavsiye ediyorum.

Tekniği uygulamamıza yardımcı olması açısından süresi-zamanı belirli olan Ho’oponopono Mp3’ünü dinleyerek onun rehberliği ile çalışma yapacağız. Önce sesli olarak tekrar edilen 4 temel cümle, daha sonra subliminal düzeyde kaydın sonuna kadar tekrar edilmeye devam ediyor. Dinlerken bir yandan biz de ne için tekniği uyguluyorsak, onu düşünerek 4 ana cümlemizi sesli veya içimizden tekrar edeceğiz sonuna kadar.

Tekniğimizi nasıl uygulayacağımızı hatırlayalım:

“Senden özür dilerim – Bugüne dek o kişiyle yaşadığımız kötü-üzücü anlar ve olaylar için kendisinden özür dileyeceğiz. Hatalarının, hatalarımızın ve/veya hata gördüklerimizin sorumluluğunu üzerimize alacak ve bütün içtenliğimizle, suçluluk duygusuna ve/veya affedememezliğe yer vermeksizin bunların ilişkimizde yarattığı düğümleri bir bir çözeceğiz.

“Beni affet” – Sorumluluğunu üzerimize aldığımız her şey için, bütün içtenliğimizle o kişiden af dileyeceğiz, ve kendisini de affedeceğiz. Bu, içimizde kalan pişmanlık/suçluluk duygusu/üzüntü/affedememezlik gibi negatif hislerin yüklerini salıvermemize yardımcı olacak. Bunları zaten kendimizi ve/veya o kişiyi bir türlü affedemediğimiz için hissetmiyor muyduk? Evet, aynen öyle. Şimdi o kişiyi de, dolayısıyla kendimizi de tamamen affedeceğiz.

“Seni seviyorum” – Sorumluluğu üzerimize aldık, kaçmadık, o kişiden özür diledik, hem onu hem kendimizi affettik. İşte şimdi ilişkilerimizi iyileştirmek adına iyi bir şey yaptık ve daha da iyisini yapacağımızın garantisini verdik bir bakıma. Kabullenemediğimiz şeyleri kabullendiğimizde, o kişiyle baş başa kaldık ve bazen ufak şeyleri ne kadar da büyütebildiğimizi gördük. Bunun sonucunda ne kadar harika hissedebildiğimizi de görmüş olduk. O kişiyle aramızdaki bağları temizledik, aramızda bir engel kalmadı. Artık eleştirmek/kabullenmemek için değil, sadece daha fazla hoşgörmek ve sevmek için nedenlerimiz var. Sevgimizi özgürce dile getireceğiz. Bu sevgiyi dile getirdikçe, hem iyileşeceğiz, hem de iyileştireceğiz.

“Teşekkür ederim” – Bizi biz yapan her insan, bugünümüze gelmemizde az/çok bir etkiye sahiptir. Bu etkiler ister olumlu/iyi, ister olumsuz/kötü olsun farketmez, bizi şu anki hâlimize getirmiştir. Kötü olmadan iyi, hata olmadan doğru bilinemez. Bazen bazı insanların değerini daha iyi anlamak için nasıl ki onları kaybetmek lazım ise, bazen de kötü bir olay yaşamak gereklidir belki de. Önemli olan gerçekten tamamen kaybetmeden bazı şeyleri dile getirebilmek, kötü şeyler yaşandı diye hemen pes etmemek. Okul arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız, komşularımız, tanıdıklarımız, vb. kişiler de hayatımıza bir şekilde dokunmuş kişiler, hayatımızda bulunma süreleri az da olsa bize tesir etmiş ve bizim de tesir ettiğimiz kişiler. Bu nedenle onlara da teşekkür etmek de boynumuzun borcu. “Affetmek kolay olmayacak… / Ya affedilmezsem? / Belki de çok geç…” diyebilirsiniz, işte bu çalışmayı da onun için yapıyoruz. Yaptıklarımız ve başımıza gelenler için sorumluluk aldık, çevremizdeki kişilerden de özür diledik, onları ve kendimizi affettik, artık çevremizdekileri daha fazla seviyoruz. Var oldukları için bile olsa, teşekkürü esirgememeliyiz. Unutmayın, attığımız adımlar kadar yaklaşıyoruz karşımızdakine, ve bazen karşımızdakinin beklediği tek şey de minicik bir adımdır. Sevgi ve pozitif enerji yaydıkça, karşılığını fazlasıyla alacağımızdan şüpheniz olmasın.

Sevgilerimle,

~Deniz Tara Yörükoğlu

Ho’oponopono yardımcı mp3: http://www.mediafire.com/?m0t3d6ldpt12yee

Önemli Not: Bu 4 haftalık program, kendi kişisel meditasyon çalışmalarım için oluşturduğum bir programdır. Bu yazım öncelikle MagAstart.com sitesinde paylaşılarak uygulanmıştır. DoğalTerapininBlogu’nda da paylaşılmıştır. Ho’oponopono tekniği ve teknik hakkındaki bilgiler bana ait değildir, ancak bu tekniği oluşturduğum program dahilinde anlatan bu yazı tamamen bana aittir. Yardımcı mp3 bana ait değildir, internetten buldum. Yazıyı olduğu gibi almak kaydıyla, ismimi ve yazının linkini mutlaka belirtmek suretiyle dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz.

Reklamlar

Comments

  1. Gozde çelik şentürk says:

    Öğrenmek isterim izmir de tavsiye edebileceğiniz yerler var mı sağolun iyi gunler

    • Merhaba, Ho’oponopono tekniğini öğrenmek için herhangi bir yere gitmeniz gerekmiyor, yazılarımda detaylıca anlatıyorum zaten. Ayrıca tavsiye ettiğim kitabı da edinebilir ve hemen uygulamaya başlayabilirsiniz. 😉 Bu 4 haftalık program zaten adım adım size rehberlik sunacaktır. Sevgiler 😉

  2. dilek erşan says:

    3,5 aylık hamileyim.daha önce melek koçluğu eğitimine gittim.astroloji-melekler-tasavvuf-kişisel gelişimle ilgili birçok kaynak okumuş ve hala okumaya devam eden bir eğitimciyim aynı zamanda. bebeğimin daha sağlıklı-huzurlu ve mutlu dünyaya gelmesine katkı sağlayacak ve aşırı duygusallığımın beni yıpratmasını engelleyecek paylaşımlarınıza sonsuz teşekkürler! mutlu çalışmalar…

    • Öncelikle cevap yazmakta geciktiğim için kusura bakmayın, epey yoğun zamanlar geçirdim. Ne mutlu bana ki sizin gibi bilinçli bir anne paylaşımlarımı okuyor, uyguluyor ve bu güzel geri bildirimi alıyorum. Çok teşekkür ederim. Yolculuğunuz nasıl? Meditasyon yapıyor musunuz? Sağlıklı ve huzurlu bir şekilde bebeğinizi kucağınıza almanızı dilerim. 🙂

      Sevgiler, ~Deniz

  3. Merhabalar,

    Kilo vermeye Yönelik bit süreçte aşağıdaki cümle uygun mu sürekli tekrar etmek için beni yönlendirebilirseniz çok sevinirim.
    İnce bedenim Seni seviyorum.
    Kilo vermemin durmasına sebep olacak Şeyler yediğim için Özür dilerim.Lütfen beni affet.
    İradem kuvvetlendiğini ve hızla fazla olan kilolardan beni kurtardığın için Teşekkür ederim.

    • Merhaba, öncelikle cümlelerinizde kilolarınıza çok fazla odaklanmışsınız, olumlamalarınızda ya da mantra gibi sık tekrar edeceğiniz cümlelerde istemediğiniz, olumsuz öğelerin adını geçirmek onların enerjilerini davet etmeye devam etmek gibidir. İlk cümleniz ise şu an bedeninizi sevmediğinizi gösteriyor ki bu da kabullenişin olmadığını gösterir, çünkü anladığım kadarıyla şu an istediğiniz ince bedene sahip değilsiniz. Kelimelerimizi çok dikkatli seçmeliyiz. 🙂 Sizin için cümlelerinizi yeniden düzenleyebilirim, hoşunuza giderse uygularsınız ya da aynı formatta kendinize uyarlarsınız. 🙂

      Bedenim seni çok seviyorum. Sen benim için değerlisin ve seni her halinle kabul ediyorum.

      Beslenme alışkanlıklarım için özür dilerim, lütfen beni affet. Sağlıklı ve dengeli beslenmeyi seçiyorum.

      İrademi kuvvetlendirme ve sağlıklı zayıflama yolculuğunda bana verdiğin destek için teşekkür ederim.

      Gördüğünüz gibi kelimeleri dikkatli seçtim, olumsuz/istenmeyen öğeleri çıkardım. Böylece daha doğru bir programlama yapabilirsiniz.

      Neler düşündüğünüzü ve varsa başka sorularınızı yazmanız beni mutlu edecek, teşekkür ederim!

      Sevgiyle, ~Deniz

  4. Meraba 4 gündür hooponopono yapıyorum ama hiç gelişme yok ve bu yüzden yapasım kaçıyo önerileriniz nelerdir?

    • Merhaba,
      Gelişme yok diyorsanız eğer, burada size tavsiyem çalışmayı en başında nasıl bir niyetle ve beklentiyle yaptığınızı kontrol etmeniz. Ho’oponopono çalışmalarında temel amaç sorun her ne ise, bizden kaynaklanan kısımlarına odaklanarak sorumluluk almak ve sonrasında arınma ve salıverme sürecini başlatmak. Beklenti genellikle hayal kırıklığına ya da heves kaçmasına neden olan bir ego tuzağı olarak görülür, eğer Ho’oponopono yaparken sorun ya da konu her ne ise onunla alakalı bir sonuç beklentisine giriyorsanız, arınma-şifalanma-salıverme sürecini başlatamamış olabilirsiniz. Başka sorularınız veya detay talebiniz olursa her zaman yazabilirsiniz, teşekkürler, sevgiler. 🙂

  5. Merhaba, Ho’oponopono tekniğini öğrenmek ve uygulamak istiyorum. teknikle ilgili bir çok siteden yazılar okudum. ama tekniği ugulama sırasında kendim ailem çevrem ve arkadaş larım için hangi kelimeleri nasıl söyleyeceğimi bulamadım. Sizden ricam bana birer örnek vermeniz.

    • Merhaba, örnek verebilmem için örnek olaylar vermeniz gerekiyor, çünkü aile-çevre-arkadaş için özel bir kelime kalıbı veya söyleme biçimi yok. Ho’oponopono tekniğinin sadeliği ve samimiyeti buradan geliyor, sadece yaşadığınız problemi düşünüp bu probleme sizin sebep olduğunuz her ne varsa onun için “Özür dilerim, beni affet, seni seviyorum, teşekkür ederim” demeniz dahi yeterli. 😉 Yine de örnek istiyorsanız sizden örnek durumlar ya da olaylar bekliyorum. Teşekkürler, sevgiler. 🙂

  6. A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, kısmını ilk gün 1defa söylüyoruz daha sonrada seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. kısmını gün içinde sınırsız söylüyoruz 2. gün yine A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, kısmını 1 defa söylüyor daha sonrada seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. kısmını gün içinde sınırsız söylüyoruz doğrumudur birşey daha aklıma takıldı anlatığım gibi yaptık seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim kısımını 100 kere tekrarladım diyelim lavaboya gitik telefonla konuştuk felan arada bölündü felan diyelim her defasında A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, kısmını terarlıyacakmıyız gün içinde

    • Merhaba 🙂
      Bir kişinin bize bir şekilde davranmasına sebep olan şeyden ziyade, bizde olan ve bu davranışa sebep olan şey için Ho’oponopono uygulamak daha sağlıklı bir algı ve şifalanma sağlayacaktır. Çalışmayı tekrarlama sıklığı tamamen size ve içinizin rahat etmesine bağlı, ancak belli bir sayıda tekrarlamak gibi bir zorunluluk yok, dahası algımızı doğru şekilde oturtmadıktan sonra bir kere ya da yüz kere tekrarlamak dahi fayda sağlamayacaktır. Örnek bir olay kurgulayalım, A kişisi değil de Ayşe diyelim. Ayşe ile bir problem yaşadık ve küstük diyelim. Öncelikle bu probleme sebep olan şey ne olursa olsun, bizimle bir ilgisi yok gibi gözükse de, Ho’oponopono çalışmalarında bu bizim başımıza geldiği için problemin bizden kaynaklanan kısmı bizi ilgilendirmeli ve bunun için sorumluluk almayı kabul etmeliyiz. Şu durumda mantrayı şöyle söyleyebiliriz: “Ayşe ile yaşadığım problemde benden kaynaklanan ne varsa özür dilerim, beni affet, seni seviyorum, teşekkür ederim.” ya da “Ayşe, yaşadığımız problemde benden kaynaklanan ne varsa özür dilerim, beni affet, seni seviyorum, teşekkür ederim.” Bunu Ayşe ile karşılıklı oturup konuşarak yaparsak çok daha etkili, ama aradaki enerji bağlarını temizlemek için kendi başımıza yapmamız dahi yeterli olacaktır, en azından bizden kaynaklanan kısmı şifalandırmaya ve arındırmaya niyet etmek problemin çözülmesi için bir vesile yaratabilir, dikkat etmemiz ve anlamamız gereken en önemli kısım gerçekten samimi bir şekilde yaşanan problemdeki sorumluluğumuzu almak, bizim de bu problemi bilerek ya da bilmeyerek oluşturduğumuzu anlamak. En başında bu şekilde samimi bir şekilde sorumluluk alarak mantra ve meditasyonumuzu yaptığımızda, daha sonraki günlerde eğer problem devam ediyorsa, “Ayşe, özür dilerim…” dememiz dahi yeterli olacaktır ve mantranın tamamını söylemeye gerek kalmayacaktır. Ama dediğim gibi, Ho’oponopono tekniğini gerçekten anlamak ve samimi bir şekilde sorumluluk alarak ilerlemek gerekiyor. İsterseniz günde bir, on ya da yüz defa tekrarlayın, orası size kalmış. İlk çalışmanızı yukarıda anlattığım şekilde yaparsanız, sonrasında olay aklınıza geldikçe “özür dilerim, beni affet, seni seviyorum, teşekkür ederim” diyebilirsiniz ya da mantra cümlelerinden herhangi birini seçerek onu söyleyebilirsiniz. Sınırsız söyleme ifadenizi tam anlayamadım, son zamanların popüler zikir veya mantra çalışmaları gibi değerlendirmememiz gerekiyor, şahsi fikrimi soracak olursanız gün içerisinde sürekli tekrarlama yapmanıza gerek yok. Başka sorularınız olursa her zaman yazabilirsiniz. Teşekkürler, sevgiler. 🙂

  7. sueda says:

    iyi geceler.bnde cabuk sinirlenme ve tahammülsüzlük için nasıl bir
    söylem oluşturmalym

    • Merhaba, öncelikle bu duygularınızı tetikleyen şeyler neler onlara bakın ve onlara uyacak şekilde Ho’oponopono meditasyonunuzu yapın. Onun dışında öfkenizi topraklamayı ihmal etmeyin, sitede topraklama konusunda detaylı yazılar mevcut. Öfkenizin ve tahammülsüzlüğünüzün size verdiği zarar için kendinize yönelik olarak yine mantrayı kullanabilirsiniz. Her zaman yazabilirsiniz. Sevgiler. ~Deniz

  8. merhaba; benim yüzümde egzama var. Aynı zamanda vücudumda siğil de çıkmaya başladı. Bunlar için ho’oponopono tekniğine uygun nasıl bir arınma cümlesi kurmalıyım? Lütfen yardımcı olur musunuz. Teşekkür ederim.

    • Merhaba,
      Herhangi bir olumlama çalışması yapmadan önce mutlaka bir Dermatolog ile görüşmeli, muayene olmalı ve gereken tıbbi tedaviye başlamalısınız. Tedavinizi destekleyecek nitelikte, özellikle kendinizi kabullenme, beğenme gibi temalar etrafındaki direncinizi kırmaya yönelik olacak şekilde mantrayı düzenleyebilirsiniz. Konu ile ilgili olarak iletişim formu doldurarak bana ulaşabilirseniz eğer, sorununuzu detaylıca dinleyerek sizinle birlikte sizin için en uygun mantra düzenlemesini yapabiliriz. Sevgiler. 🙂 ~Deniz

  9. bilgen says:

    Merhabalar … Çok detaylı bilgilendirici bir yazı … Zaten siteniz tümüyle güzel… Bilginize- emeğinize sağlık….Size hayırlı bereketli dönüşleri olsun dilerim……Zero Limit adlı kitabı okudum ….Kitap , konunun genel mantığını ve uygulamasını anlatmakla birlikte , “”yazarın seminerlerine”” yönlendirici bir amacı da var tabi 🙂 …..Bunun için “””yöntemi iyi öğrenmek istiyorsanız , eğitimini almalısınız””” —- “””” başka teknikler de var ama onları burda açıklayamam””” GİBİ ifadelere yer verilmiş sık sık:) …….VE ülkemizde de bu konuda “”epey yüklü rakamlarla”” eğitim düzenleyen kişi-kurumlara rasladım….. Eğitmlerde FARKLI olarak NELER anlatıyorlar bilmem:)

    • Merhaba, hem sitemizi beğendiğiniz için hem de güzel düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkürler, dönen bereket hepimize gelsin. Evet, maalesef kitabın öyle bir yönü var, ancak bunu öğrenmek için eğitime gerek yok. 🙂 Eğer uygulama kısmında fikir edinmek ve grup sinerjisi içinde deneyimlemek isteyenler olursa ancak küçük bir atölye çalışması gerçekleştirilebilir, bunun da makul bir katılım ücreti mukabilinde yapılması doğrudur, öyle yüklü rakamlar talep etmenin hiçbir anlamı yok çünkü çok büyük sırlar söz konusu değil. 2016 yılında ben de bir atölye çalışması düzenledim, bol bol pratik ve hayata entegre etme alıştırmaları ve soru-cevaplar üzerine kurulu keyifli bir çalışma olmuştu ve tabii ki yüklü rakamların ucundan kıyısından geçmiyordu. 🙂 Atölyede üzerinden geçtiğim konuları da sitede yazı olarak paylaştım. Kimi okuyarak kimi görerek ve işiterek öğreniyor, kim nasıl rahat öğrenecekse o şekilde rehberlik etmek gerekiyor. Sevgiler. 🙂

      • bilgen says:

        Yanıtınız için çok teşekkürler …
        İnternette araştırırken “”2014 yılında düzenlenmiş”” 2 günlük bir eğitime rasladım mesela…. Ücreti 1560 TL.idi… KDV dahil mi bilmem :-))) ……Benden de Sevgiler..

        • Ben teşekkür ederim. 🙂 Ah, o nasıl bir şeymiş öyle! İşte bu tür para tuzaklarından korunmak için farkındalık oluşturmaya ne kadar hizmet etsek az… Sevgiler. 🙂

          • bilgen says:

            Bizde böyleyse , acaba Dr.Hew Len ve Joe Vitale’nin ücretleri ne kadardır diye aklıma geldi birden :-))…..Belirttikleri adrese baktım şimdi:) ….rakamlar gösterişli tabi:)…..Ama hiç değilse orjinali:-))) ……Gerçi onlarda da bizzat kendileri mi eğitim veriyor, yoksa yetiştirdikleri eğitmenler mi ? bilmem:)
            http://www.self-i-dentity-through-hooponopono.com/basic-1-class-info-fees.htm

          • Bence artık onlar da işi biraz ticarete döktüler ve Ho’oponopono’nun manevi yönünü dejenere etmeye başladılar, sonuçta bu uygulama esasında bir topluluk ritüeli ve ilahi kaynakla bağlantıyı güçlendirmek var özünde. Tabii ki bu benim naçizane görüşüm. 🙂

  10. bilgen says:

    Kesinlikle çook haklısınız …..Ama para da tatlı bişey tabi :))) …..Hatta dini yada kişisel gelişim konulu kitaplar konusunda da benzer şeyi düşündüğüm olabiliyor … Bir kitap tutunca , yazarı , hemen ardından çok benzer başka bir kitap yazıyor …Yada diğer çeşitli yayınlardan esinlenen bir başkası benzer bişey falan …..Ama hiç değilse onlar kitap tabi… Böyle eğitimlerin fiyatlarıyla mukayese edilemez ücretleri….Hem de bir kitabı bazen birkaç kişi bile okuyabiliyor:) … Fakat HELEKİ , dediğiniz gibi “ilahi kaynağa” dayanan konularda daha hassas olmak gerek…..Geçenlerde bir cinayete kurban giden yazar -eğitmen bir hanım vardı bilirsiniz….Elbetteki çok üzüldüm …ALLAH rahmet eylesin… Ancak bu konuyu düşünmeden de edemedim doğrusu…. Sürekli şekilde kötülüklerden korunma ritüellerinden ve meleklerin mesajlarından bahseden birinin , bilhassa “bu şekilde” ölümü , düşündürdü beni…..Hani bir hastalık yada kaza falan olsa neyse diycem de ,—sonuçta herkes ölecek birgün —– ama yine melekler konusunda vereceği bir seminerine giderken ofis binası girişinde bir ruh hastası tarafından öldürülmesi düşündürücü….
    Gerçi “alan razı – satan razı” İSE , fazla eleştiriye gerek de olmayabilir belki… Ama yine de kişilerin kendileri için bazı hayırsız sonuçları olabileceğini de düşünüyorum…..Şahsen ben olsam , bilhassa bu tür eğitimlerden gelecek paraların mühim bir kısmını hayır işlerine yönlendirirdim:) ….Umarım onlar da yapıyorlardır:)

  11. Bihter says:

    İnsan, böyle bir vesile ile kendi içine doğru uzun bir farkındalık yolculuğuna çıkınca öyle çarpıcı, öyle ağır, sert ve keskin bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyor ki…. Herşeyden önce kendinle yüzleşmek gerçeği… Sen değişirsen dünya değişir gerçeği…

    Aynı zamanda hem en güzel hem en heyecanlı hem de zor yolculuk insanın kendi içine doğru yaptığı yolculukmuş… Yola çıkınca anladım… Ve şu mısralar bu gerçeği ne güzel özetliyor;

    Dün sabaha karşı kendimle konuştum
    Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
    Yokuşun başında bir düşman vardı
    Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

    Özdemir Asaf

    Not: Katkılarınıza sonsuz minnet ve teşekkür ederim, sizi seviyorum 🙂

    • Yolunuz, yolculuğunuz kutlu olsun! Bu satırları paylaşarak beni nasıl mutlu ettiğinizi anlatamam. 🙂 Çok teşekkür ederim. Yollarımız boyunca daima yoldaşlık etmek dileğiyle, sevgiler. 🙂

  12. Ay isigi says:

    Merhaba
    Uzun zamandir bir kisir dongunun icindeyim.

    sevdigimin beni terketmesi ve bunu 6 yil arayla iki ayri kiside deneyimlemem ( yani 6 yil arayla iki ayri arkadasligim oldu sevdim ikiside terketti ) sonra issiz kaldim is buldum anlasamadim ayrildim buyuk bi degersizlik ve yetersizlik hissi var 😦

    Insanlar benimle kolayca tartisip kalbimi kirabiliyo kendimi savunmasiz hissediyorum

    Ve daha neler neler

    Ve bu hoponopo ogretisini cok merak ediyorum iki haftadir duaya basladim dua ediyorum ama kendimde donusum saglamak istiyorum 😦

    Ne kadar surede sonuc alirim herbiri icin 😦

    Yanitlarsaniz cok mutlu olurum

    Sevgiler

    • Merhaba,
      Öncelikle soru sorarak bana alan tuttuğunuz için çok teşekkür ederim. Kısacık anlatımınızdan yola çıkarak, Ho’oponopono öğretisini öncelikle kendiniz için, kendinizi değersiz hissettiğiniz ya da buna izin verdiğiniz için yapmanızın faydalı olacağını hissettim. Ne yazık ki bir süre veremem ve bir sonuç da vaat edemem, çünkü siz kendi içinizdeki değeri görmeye ikna olmadıkça bu alanda ilerleme kaydetmek mümkün olmayacaktır, her şey sizde bitiyor. Başka sorularınız olursa lütfen çekinmeden yazın, ya da ruhsalbilincrehberlik@gmail.com adresine e-posta yazın. Sevgiler. ~Deniz

      • Ay isigi says:

        Cok tsk ederim size e posta gonderdim . Ordada bahsettim bi sure surwkli yorumlari takip ediyordum cevaplarinizi merak ettigim icin.

        Size orda sordum fakat burdada yinelemek isterim.

        Sizin icin donuturmek istediginiz bir konuda en fazla ne kadar sure yaptiniz .

        Bi de sizin uyguladiginiz araligi merak ediyorum her gun 20 dkk nizi meditasyona ayirip her sey icin yapar misinz yada bazi kisisel gelisimcilerin dedigi gibi sabah uyanir uyanmaz gece uykudan hemen once( beyin alfa frekansina yakin oldugu an) kendini donusturmek icin uygun bi zaman dilimi bu zamanlarda mi zikredersiniz bu sozcukleri.

        Gorusmek dilegiyle hoscakalin..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s